Atomların Tarihi

Çizgi Spektrumu

Atomik Spektra

Elektromaneyetik Spektrum

  - Atomların Kısa Geçmişi

Atomların Kısa Tarihi

   Epicurus (341-270 BCE) atomun bir ağırlığının olduğunu belirtti. Fakat, Descartes (1596-1650) maddenin sonsuz şekilde parçalanacağını ve ağırlığının (veya kütlesinin) olmadığını düşünüyordu. 1638 yıllında Galileo cisimlerin sonsuz sayıda küçük taneciklerden oluştuğunu ileri sürdü. Fakat daha fazla ilerleyemedi.

   1897 yılında John Thomson elektronu keşfetti. Thomsonun keşfinden önce yüklü cisimlerin hava veya gaz ile doldurulmuş tüplerden geçirildiğinde, havadan veya gazdan ışınların çıktığı bilinmekteydi. Bu ışınlara katot ışınları deniyordu. Thomson bu ışınların parçacık alımı olduğunu gösterdi, ve bunlara elektronlar adını verdi. Ve bu elektronların gazın atomlarının birer paraçası olduğunu belirtti. Bu fikri ile atomun parçalara ayrılabileceğini söylemiş oldu. Thomson atomu, içinde elektronlar (negatif yüke sahip) bulunan pazitif yüklü bir küre olduğunu ileri sürdü. Thomsonun öğrencilerinden Ernest Rutherford atom fiziğinde yeni bir ilerleme kaydetti. Rutherford çalışmalarını radyoaktiv maddelerle yaptı ve deneyler sonunda elektrik yükünü ve thorium gibi radyoaktif maddelerden oluşan yeni maddelerin kütlesini buldu. Ortaya çıkan bu ürünlerden biride alfa parçacığıdır (pozitif yüklü, ağır tanecik). Rutherford radyoaktif bir maddeden elde ettiği alfa ışınlarını, çok ince altın levhalar üzerine göndermiş ve bunların durumunu incelemiştir. Işınların büyük bir kısmı hiç sapmadan bir kısmıda çok az saparak levhayı geçmişlerdir. Bu deneyler sonucunda Rutherford atomun içindeki pozitif yüklerin atom içinde çok küçük bir yerde toplandığını ve elektronlarında çevresinde dağınık bir şekilde olduğunu ileri sürmüştür. Bu modelin kabul edilmesi oldukça zordu. Çünkü iki zıt yükün birbirini çekmeden durmasını kabul etmek oldukça zordu. Elektronların çekirdek çevresinde bulunmaları güneş sistemine benzetildiği zaman bile bu modeli anlamak zordu çünkü, gezegenlerden farklı olarak elektronların yükü bulunmaktaydı.